confessions

galahad

- Yazar -

  1. toplam entry 866
  2. takipçi 5
  3. puan 18618

la casa de papel

galahad
5. Sezonun son 5 bölümü de çıktı ve final yaptı. Ben de tek oturuşta izleyip, bitirdim.

Son 5 bölüm bence baya sağlam olmuş. Duygusal, ağlak sahneler de olmasa daha da iyi olurmuş ama bu haliyle de bence iyi bitirdiler. Bundan sonra duyduğuma göre berlin karakterinin solo dizisi olacak diyorlar, benim sevdiğim bir karakter değildi, olursa izler miyim emin değilim.

güzellik

galahad
Klasik yunan'da güzellik, nesnenin bir özelliğiylken, modern düşünceyle beraber bu durum nesneden çıkıp, öznel duruma gelmiştir.

Yani bir sanat yapıtına güzel diyebilmem için bende özel bir hoşlantı oluşturması yeterlidir. Klasik dönemdeki gibi illaki doğru oran ve uyum içerisinde yapılması gerekmiyor. Aslında modern düşüncedeki karşılığı çok kolay,
"bana güzel gelmeli" şeklindedir.

Modern dönemde Artık insanın kendi aklı ve düşüncelerinin öne çıkması, güzellik anlayışını da kökten değiştirmiştir.

the invisible man

galahad
2020 yapımı korku/gerilim filmi.

Dün büyük beklentiyle filmi izledim ama baya hayal kırıklığına uğradım. Film, en başında neler olacağını çok bariz belli ediyor. Haliyle ortada bir bilinmezlik, merak duygusu kalmıyor. Tamam film sadece gerilim, korku üzerine kurulu değil ama beni hiç açmadı. Çoğu yeri hızlandırıp izledim.

marianne

galahad
Dün kuzenle ilk bölümüne bir giriş yapalım dedik. Beklediğimden çok daha iyi çıktı. Zaten puanları da yüksekti, onu bilerek başladım ama korku atmosferini bu kadar da iyi yakalayacaklarını düşünmedim. İşemeli sıçmalı olaylar biraz fazla. Kimine göre mide bulandırabilir. Lakin dizide, en azından ilk bölümde boşuna oluşan hiçbir aksiyon göremedim. Gayet tatmin ediciydi.

narcos mexico

galahad
3. Sezonu bitirdim. Önceki sezonların aksine bu defa başarılı bulamadım. Olaylar çok yavaş ilerliyor. Hadi bunu kabul ettik de yandan hikayesi akan karakterler hiç iyi değildi. Vallahi o kadın ve polisin sahneleri gelince x2 hıza aldım.

Son 2 bölüm haricinde de dizinin kendi kalitesinin altında bir sezon oldu. Yani, final sezonundan daha çok şey beklerdim. Üzücü oldu.

17 kasım 2021 düzce depremi

galahad
Düzce'de yaşayan biri olarak, yürürken yakalandığım deprem. Dolayısıyla depremi hissetmedim bile. Ancak annemler çok korktular. Depremin zamanlaması da 12 Kasım 1999 depremine yakın olunca, ister istemez korku olmuştur.

12 Kasım 1999 düzce depreminde henüz 3 yaşındaydım. Benim bir şeyler hatırlama şansım yok ama bu şehirde yaşayan 99 depremlerini gören herkes en ufak depremde aşırı derece korkuyor. İşin komik kısmı da hâlâ bu depremlerden kalan binaların olması... umarım daha büyük bir felaket olmaz. Hepimize geçmiş olsun.

get out

galahad
son zamanlarda izlediğim en iyi psikolojik gerilim filmlerinden biriydi. film eleştirmenlerinin yerlere göklere sığdıramadığı kadar da yüksek puan alması gerektiğini düşünmüyorum ama yine de çok başarılı bir film.

bazı sahneler gözüme yapay geldiği için oradan puan kırdım. yoksa eksiği falan neredeyse olmayan bir iş yapmışlar. tebrik etmek lazım.
kesinlikle izlenmeli.

gran turismo 7

galahad
Çıkış tarihi 4 mart 2022.

Playstation 4 ve playstation 5 için çıkacak. Ayrıca türkçe arayüz desteğinin olacağı da paylaşıldı.

Gran turismo sports rezaletinden sonra umarım gerekli dersler çıkartılmıştır. Fragmanlardan gt4 havası almak mümkün ama yine de çıkana kadar beklentiye girmemek lazım.

platon

galahad
Platon'a göre idealar dünyası vardır. Bu idealar dünyasındaki her şey zaten mükemmel dizayn edilmiştir. Yani bir masa düşünün, platon'a göre evrenin bir yerinde bu masa en mükemmel ölçülere sahip şekilde bulunmaktadır.
(Masa sadece bir örnek, aklınıza gelebilecek her şey bu idealar evreninde vardır.)

Eğer bir sanatçı bu masayı tekrardan yapmak isterse, yapmış olduğu tek şey o masayı kopyalamış olmaktır. Bu durumda o sanatçı bir yaratıcılık sergilememiştir. Tek yapmış olduğu masa ideasını, kendi yeteneği ölçütünde ona en yakın şekilde yapmaya çalışmaktır. Hiçbir zaman aynısını yapamaz sadece yaklaşabilirler...

Platon efendinin sanatçıyı olumsuzlamasının nedeni budur. Onları öcü gibi görür. Platon'un Gözünde sanatçılar, basit kopyacı tipler gibidir.

Platon, devlet kitabında bunu daha detaylı şekilde açıklar. Buna karşılık olarak aristoteles poetika kitabında, platon'un sanatçıya olan bakış açısına mantıklı argümanlarla cevap vermektedir.

the game

galahad
Müthiş bir filmdi. Uzun süredir bu kadar sürükleyici ve gerilim dolu film izlememiştim. Tam ne olduğunu çözdüm derken zart diye ters köşe yapıyor. Mutlaka izlenmeli 9/10.

ozark

galahad
Artık yeni bir akım var.

- Dizi
- dizinin sezonları
- dizinin sezonlarının kısımları ya da part mantığı

Heralde insanları bekletmemek için hızlı hızlı para kazanmak için bu yönteme başvuruyorlar. Yani yapım aşaması bittiği gibi sorgusuz sualsiz hEmen salınıyor. Komple sezonun bitmesini beklemiyorlar. Bu olay bir noktada güzel. Sezonlar arası çok beklemiyorsun da bu sefer kısımlar arasındaki boşluk çok saçma oluyor. Mesela la casa de papel final sezonu da kısımlara ayrıldı. Ben şimdi o sezonun kısmına ayrılan final bölümünü unuttum. Baya kabak gibi ortadan ikiye ayırdılar. Bu bildiğimiz sezon finali değil sonuçta.

Niye bunları söylüyorum çünkü ozark final sezonu (4.sezon) tıpkı bu şekilde iki kısım veya daha fazla kısma ayrılmış şekilde geliyor. Tarih 21 ocak 2022.

uncharted

galahad
Ünlü oyun serisinin, sinemaya aktarılan ilk filmi. Nathan drake rolünü herkesin bildiği tanıdığı tom holland alırken, genç sully rolünü ise mark wahlberg alıyor.

Film, ilk oyunun da öncesinde geçiyormuş eğer ki yanlış bilmiyorsam. Zaten oyunlardan bildiğimiz nathan drake tiplemesiyle, şu anki tom holland arasında zerre benzerlik yok. Bu da epey bir geriye gidiyoruz yani daha çocukluk yaşları anlamına geliyor. Ama olduki devam filmi de oldu, olgunlaşmış nathan drake rolünü de bu çocuk oynarsa o zaman çarşı pazar karışır gibi.

Film, şubat 2022'de vizyona giriyor. Benim zerre beklentim yok. Oyun serisini çok seviyorum. Filmin daha iyi olma imkanı neredeyse yok. Fragman da pek bir şey vaad etmedi.

grand theft auto the trilogy - the definitive edition

galahad
Yılların efsane oyunları gta 3, gta vice city ve gta san andreas oyunlarının tekrardan unreal engine grafik motoruyla elden geçirilip, günümüz şartlarına uygun hale getirilen remastered versiyonudur. Üç oyunu tek paket haline getirmişler.

11 kasım tarihinde 60 dolarlık kol gibi fiyatıyla aklınıza gelen tüm platformlara çıkışını yapacaktır. Bu noktadan sonra kişisel yoruma geçiyoruz...

Dikkat edin, remake değil; remastered. Ancak çıkıp da biz remastered yaptık demediler. Remake yapıyoruz da demediler..ilk sorun da burada başlıyor zaten.
Oyun ne remastered olmuş, ne remake olmuş. İkisinin ortası olmuş da diyemeyeceğim. Böyle ortaya karışık yalap şalap bişe olmuş.

Bu oyunları herkes gibi ben de çok severim ve bende de yeri vardır. Ancak şu karşılaştırmayı izledikten sonra, orijinallerini oynamakla güya remastered olarak yaptıkları oyunları oynamak arasındaki farkı göremedim. Bana kör diyebilirsiniz veya oyun, sizin çok hoşunuza gitmiş de olabilir. Herkese beğendiremeyeceklerdi, ben de o beğenmeyen kısımdayım. Gördüğüm kadarıyla az kişi de değiliz.

Yani uzun lafın kısası, bu oyunlar bir remake ihtiyacı duyuyordu. Mekanikleri de geliştirdik diyorlar da nereye kadar ? İllaki kütüklük olacak. Sonuçta komple oyunu baştan yapmadın. Bana sorarsanız rockstar games yanlış yapmıştır. Bu projenin hakkı, remake olmalıydı.

güzellik

galahad
Günümüzde birine sorduğunuzda, muhtemelen "bana göre güzel" veya "bana göre çirkin" gibi cevap alırsınız.

Ancak olay antik yunan'da böyle değildi. Güzellik, ölçülebilir ve belli kurallara uygun olandı. Yani bazı gereksinimleri karşılamadığınızda, çok iyi biri de olsanız toplumun gözünde güzel değilsiniz.

Tekrar antik yunan'a geri dönersek, bildiğimiz üzere dönemin düşünce anlayışı; dünyanın evrenin merkezinde olmasına dayanıyordu. Evren ve dünya bir bütün ve biz bu düzene uygun yaşamalıyız düşüncesi vardı. Evren=tanrı.
Dolayısıyla tanrının kurduğu düzen, mükemmel olmalıdır. Belli kurallara ve düzene göre hareket etmelidir de diyebiliriz.

İşte antik yunan'daki estetik algısı da buna dayanır. Yüzünüz, elleriniz, bacaklarınız belli bir oran içinde olmalıdır. Eğer parmağınızın bir tanesi bile olması gereken kısa veya uzunsa; geçmiş olsun. Siz bu mükemmel düzene uyum sağlayamadınız ve insanların gözünde çirkin diyebileceğimiz sıfatı aldınız.

Antik yunan böyle de keskin bir çizgiyle güzelliğin nasıl olması gerektiğini belirlemiş. Tabiki günümüzde bunların eseri kalmadı ama çirkin, her zaman çirkin. Kendimizi kandırmayalım. Misal ben.

god of war

galahad
Bu oyunun pc'ye duyurulduğu haberini vermeye geldim. Ama oyun hakkında da birkaç şey söyleyeceğim.

Bugün yapılan duyuruyla god of war(2018), 14 ocak 2022 tarihinde pc platformuna geliyor. Artık bütün playstation özel oyunları pc'ye kesin olarak gelecektir diyebiliriz. God of war bu konuda en belirsiz oyundu, onun da gelmesiyle geriye kalanın önemi kalmadı.

Şimdi konuya gelirsek, ben çok sıkı bir gow fanı değilim. Ancak ps2 zamanlarında epey vakit gömmüşlüğüm var. Sadece oyun olarak değil, mitolojiye yakınlığımdan da dolayı oyuna ekstra samimiyet duyuyorum. Ama bir last of us kadar önemli değildir gözümde.

Burdan oyuna gelirsek, her şeyi neredeyse kusursuz yapan ve eksiklerinin çok az olduğu bir yapım. Teknik olarak kusursuz, hikayesi belki eleştirilebilir ama onu da bence oyun içinde karşılaştığımız karakterlerle falan çok iyi tamamlıyorlar.

Peki benim için bu oyun neden "çok iyi" değil ?

Aslında ilk ve tek sebebi, olayı daha iyi item düşürme mantığına getirmeleri. Kamera açısının değişmesi falan hiç sorun değil. Çok da iyi olmuş ama olayın içine mmo oyunmuş gibi daha iyi zırh, daha yüksek damage olan silah işi girince; ben bi kendimi geri çektim.

Önceden nasıldı, atıyorum hadesi öldürüyorsun aldığın bir tane item var ve bu item yine atıyorum düşmanlara zehir veriyor. Herhangi bir sayısal damage değeri yazmıyor. Verilen hasar belli, işlevi belli. Benim gow serisinde sevdiğim olay buydu.

Bu oyunla birlikte aynı zırhın 30 defansa sahip olanı ve yine o zırhın 40 defansa sahip oluşunu görünce gittim ben. Bakın bu olay yanlıştır demiyorum sadece gow gibi bir serinin dünyasına uyan mekanik değil.

Kratos zaten tanrı anasını satayım. Daha iyi item loot etme işi ne arasın bu oyunda ? Uymadı, olmadı bence. Ancak oyuna bir şeyler ekleyerek çeşitliliği çoğaltmaları gerekiyordu ve yapmak zorunda kaldılar. Yoksa yapımcı ekibin de içine sindiğini düşünmüyorum.

Kısacası gow iyidir, hoştur ama bu bahsettiğim mevzu yüzünden benim için efsane olamamış oyundur.

bilgi günlük

galahad
Yazılacak çok şey var da, yazmanın; konuşmanın kıymeti yok.

Ama öte yandan Biz bizeyiz, tanıdık kimse çıkıp da burada yazdıklarımdan dolayı beni yargılamayacaktır. O yüzden kafam rahat. Ha yargılasa da bu saatten sonra çok da sikimde değil. Neyse...

Konu çok karışık değil. Konu, basit haliyle; hayattan tat alamamak. Bunun dallı budaklı birçok sebebi var elbette. Ülkenin gidişatından tutarsın, nesli tükenmekte olan hayvanlara kadar gider. Lakin genel hatlarıyla, kendi özel hayatım çok boktan be sözlük.

Ben günlük neler yapıyorum, önce oradan başlayalım. Hatta ben kimim ? O daha doğru olur.
Efendim ben 25 yaşına girmiş, güya üniversite okuyan ama bir yandan da silah parça sanayisinde çalışan bir türk genciyim.
Bölümüm tiyatro ama öğrenmekte olduğum işim, sanayi sektörü. İlk ofsayt buradan başlıyor heralde söylememe gerek yok.

Bölüm detaylarına çok fazla girmek istemiyorum çünkü hobi olarak bu bölümdeyim. Ne öğrenirsem, ne yaparssm yanıma kârdır düşüncesiyle buradayım. İleride ındıe bir oyun yapıp, bunun yazarlığını, senaryosunu falan yönetmek gibi plan var. Ama olmayacak bir şey tabi. En kötü ihtimalle sıradan bir insanın konuşmakta zorlanacağı konularda bilgi sahibi olurum. Bu da benim için yeterlidir. Oyunculuk falan zaten ihtimal yok, oralara geleceğiz...

İşime gelirsek de dediğim gibi silah sanayisi. Bunun detayına giremiyorum çünkü yasak. Buraya kadar kimsenin okumayacağını bilsem de en ufak detay vermek bile beni tırstrıyor. Ancak buradan çok büyül ve gizli bir işim varmış gibi durum çıkması da doğru olmaz. Sadece belirtmemeyi tercih ediyorum.

Şimdi bu iki alakasız şeyi toplarsak, günün gündüz kısmında okula giderken, günün akşam kısmında tornanın başında üretim yaptığın bir hayat. Zaman kısıtlı ama beni az çok tanıyanlar bilir, çok oyun da oynarım. Bir şekilde araya sıkıştırıyoruz işte. Nasıl yapabildiğimi ben de anlamıyorum...

Bu anlattığım rutin hayattan çok mu şikayetçiyim peki ?
Aslında bakarsanız, bu döngüden şikayetçi olduğum söylenemez. Evet, zor bir rutin. Bence herkes bunu kaldıramaz. Çünkü okul ve okul sonrasında aşırı derece farklı hayat yaşıyorum. Gece ve gündüz kadar farklılar.
Ama burada ortaya çıkan sorun, benim geçmişten bugüne içime attığım, hep içimde kalan ve hiçbir zaman geçen yıllarıma geri dönemeyeceğim düşünceleri.

Yaş 25 demiştik, boy da 1.72. Genel olarak tipsiz bir vatandaş olduğumu öncrelikle cebe koyalım. Çünkü ileride konu hep buraya gelecek. Sik gibi tipim var demiş miydik, ha demişiz; tamamdır.

Geçen yıllar diyordum, öyle bir geçtiler ki bana sorsanız daha dün liseye ilk kaydolduğum gündü. O gün kayıt olduğumda, içim kıpır kıpırdı. Biraz geç yazılmıştım. Herkes dışarıda oynuyor, arkadaşlar birbiriyle konuşuyordu. Ben de sonunds hayalini kurduğum sosyal çevreye sahip olacağım diye mutluydum. Ancak lise hayatımda kimseyle doğru düzgün arkadaşlık kuramadım. Yaklaşık 16 yaşımda bende bir hastalık başladı. Bunun ismi hiperhidroz, ilk başladığında insan içinde olmaktan çok bunalıyordum. Liseye ilk başladığımda çok konuşan, susmak bilmeyen bir veletken, birden bire içine kapanan, sürekli topluluk önünde rezil olacakmış gibi bir hale büründüm. Bunu benim anlamam tabiki imkansızdı, ailem de bilinçsiz. Durumun ciddiyetini anlayamadılar. İşte o hastalık bir güzel ilerledi, ilerledi ve şu an bugüne geldi.

Yaş 25 ve ben artık insan içinde konuşmasam, sussam dahi vücudum patlayacak noktaya geliyor. Gerçek anlamds ısınan vücut ne yapacak ? Terleyecek tabiki. Ama az falan değil. Böyle sular seller gibi. Bu olay ilk üni sınavına girdiğimde, cevap anahtarımın sırılsıklam olmasıyla sonuçlanmıştı. Sınavı bitiremedim ve çıkmıştım.

Boşuna girdiğim sınav değildi. İnşaat müh. istiyordum ve kendime güveniyordum. Ama ilk sınava girişimde başıma bu olay geldi ve hayatım artık o noktadan sonra hiç eskisi gibi olmadı.

Seneye sınava girecektim tabiki. Aileden beklenti bu yöndeydi en azından ama ben kendimi biliyorum, hastalığın tedavisi yok ve yind aynı şeyler olacaktı. İlk üni sınavına girişten sonraki 3-5 ay içinde bir karar aldım. Bu hastalık benden gitmeyecek, psikiyatri veya psikologla da çözülmüyor. Cerrahi yöntemler de kesin bir sonuç çıkartmayacak... ben en iyisi üniye gitmeyeyim. Gideyim dayımın yanında silah sanayi sektörüne gireyim... o gün bugündür oradayız. Sanırım 5 sene olmuş.

Şimdi sik gibi tipimi cebe koymuştuk ya, bir de son 5 yılını sadece ev-iş-oyun olarak geçirdiğim rutini cebe koyalım.

Sıfır sosyal hayat. Liseyi zaten boş geçmiştim haliyle. Lise sonrası üni sınavındaki rezaletten bugüne kadar hiç ilişkim olmadı. Burayı da cebe atalım. Lazım olabilir....

Geldik artık tam olarak günümüze. Son 5 yılı sürekli çalışma ve bunalmakla geçen ben, zaten sosyal hayattan izole hale geldiğim için ekstra kafayı yemeye başladım. Hastalığımı biliyorum, kimsenin bunun ciddiyetini bilmediğini de biliyorum. Ama bir çılgınlık yapıp, kendimi aşıp, belki de hayatımı değiştirecek potansiyelde bir şey yapmak istedim. Tahmin edeceğiniz gibi o da tiyatro bölümüne girmek oldu. Çok ilaç kullanıyordum ve bir şekilde idare etmeyi başardım.

İşlerin yoluna gireceğini, yavaş yavaş insanlarla iletişim kurabileceğimi düşünüyordum. Bakın burada tekrar hatırlatmak istediğim nokta, üni sınavından sonraki 5 yıllık çalışma sürecimde gerçekten zerre sosyal hayatı olmayan biriydim. Sıfır yani tekrar tekrar vurguluyorum.

İnsalarla iletişim kurabileceğimi düşünüyordum demiştim ya, evet ilk başlarda kolay oldu. Zaten neşeli ve konuşmayı seven bir insanım ama belli zaman sonra okulda ve çevremde dışlandığımı hissetmeye başladım. Herkes benimle konuşuyordu, benimle şakalaşıyordu ama işte odakta değildim diyeyim. Bir noktaya kadar seninle konuşuyorum ama sen sadece arkadaşımızsın gibi bir düşünce.

Tam olarak anlayamıyordum işin aslı, arkadaşım çoktu ama sanki benden tip olarak daha iyileri benden daha çok talep alıyordu. Bunu anladığım an, hoşlandığım kıza açıldım. Kendisi sınıf arkadaşımdımdı. Çok da güzel bir insandı. Ancak beni kibarca reddetti. Bunu garip karşılamadım çünkü imkansız ötesiydi. Ancak kendimi de öyle tipsiz falan görmüyordum. O kaybetti diye düşündüm ve daha konuşmadık.
Geçen yaz aylarında da birkaç tane denemem oldu, bunlar biraz uzun olduğu için detaya girmeyeceğim ama bir güzel reddedildim.

Artık ipin ucunun koptuğu, tam olarak günümüze, bugüne geldik.

Geçen ay dönem başladı. İkinci sınıf olduğum için birkaç tane arkadaşım da tam olarak oturmuştu. Yani çevrem belli oldu diyelim.

Aramızda yaş farkı olmasına rağmen, ilk sınıflardan bir kızla konuşmaya başladım. Ama bu da ilk birkaç günde soğuk davrandı ve yetmedi sırf onunla konuşmamayım diye erkek bir arkadaşıyla çekildiği fotoyu profil resmi yaptı. Ben de soğudum ve bıraktım.

Elde var sıfır diyebiliriz. Yaklaşık 15 yıllık ilişki sürecinde kocaman bir sıfırdan ibaretim. Ama oturmayan bir şeyler var. Yani ne kadar insanlar reddetse de, illaki birisi kabul etmeli değil mi ? Ben de gittim samimi olduğum bir arkadaşıma sordum. Kardeşim nedir bizdeki problem ?

Samimice cevap verdi, dışarıdan keş gibi görünüyorsun dedi. Benim kafa gitti. Zaten oto boka alerjisi olan, terleme hastalığı olan biri, hayatında ağzına alkol sürmemiş, sigara sürmemiş; nasıl öyle görünebilirim dedim.

Ama görüntü yalan söylemiyor. Sadece bugüne kadar benim dikkatimi çekmemişti fazla.
Bunun sebebi de şu, göz altlarımdaki deri çok ince ve terleme hastalığımla beraber bir de uğraştığım alerji problemim var. Tozmuş, parfümmüş, sigara dumanıymış falan bunları kokladığım an direkt burun etim şişiyor ve gözlerimin çevresi daha da morarıyor ve sararıyor. Böyle enteresan bir vücut işte. Hiç alakam olmamasına rağmen dışarıdan baygın, keş tipli biri olarak görülüyorum.

Yani ne yaparsam yapayım, tipsizlik artı bu alerjik reaksiyonlardan kurtulmam mümkün değil.

Etrafıma bakıyorum, adamın jilet gibi tipi var. Benim gibi sağlık sorunları da yok. Eleman hareket etmese bile kızlar onun çevresinde zaten. Şimdi bu adamla ben eşit şartlarda mı yaratılmışız ? Belki de o adam daha büyük hastalıklar atlatmış olabilir, belki hayatı daha boktan ama herifte olması gerektiği gibi bir karizma var ve kadınlar da buna karşı koyamıyor.

25 yaşına gelmişsin ve gerçekten çirkin olduğunu daha dün anlıyorsun. Önceden özgüven, sosyal ortama girmemeden kaynaklı olduğunu düşündüğün şey, aslında senin tipsiz olmanmış. Keşke ciddi olarak bunun farkına varmasaydım.

Buraya kadar okuyan birisi, ulan ben de ciddi bir şey zannettim, sıkma canını karıdan bol bir şey yok diyebilir.
Ama öyle bir dünya yok abi. Bu yaşıma kadar zaten pişmanlıklarla yaşadım. Kimse tarafından tercih edilmeyeceğini ciddi anlamda öğrenmek insanı nasıl bitiriyor, tahmin edemezsin. Yaşamayan bilmez diye bir söz vardır ya, bu da öyle. Ben de bazen arkadaşımı teselli ederken üzülme, takma falan diyorum ama onun acısını yaşamadığım için ne hissettiğini bilemiyorum. Benim acım da farklı, beni de benden başka kimse anlayamaz.

Bakın benim derdim 25 yaşına gelip, tek bir kadın arkadaşı olmaması değil. Hayatımı zaten kadınlar üzerine kurmamışım. Onlar olmadan da yaşamışım zaten.
Ama, ben böyle sik gibi yaşarken bazılarının doğuştan güzel olma şansı, kime göre neye göre veriliyor. Hani burası sınavdı ? E sınav dediğin sistemde herkes eşit şartlarda sorumlu tutulur.
Beni bu dünyaya bok parçası gibi atmışsın. Daha genç yaşlarımda hastalıklarla mücaleye sokmuşsun, bir de üstüne çirkin yaratmışsın.

Ya en dindar adam bile gelse şunun mantıklı izahını yapsa bile inancım bugün bitti artık. Amına kodumun cahil, laf konuşmayı bilmeyen adamı gelip orada hayatını yaşasın. Ben sırf tipimddn dolayı ortamda görünmez adam olayım. Sikerim yapacağınız sistemi. Bugünden sonra artık hiçbir şey sikimde ddğil. Okula da gitmemeyi düşünüyorum. İşi de bırakıcam. Emeği geçen herkesin amk.

outward

galahad
2019 yılında çıkmış, rpg ve hayatta kalma oyunu. Sadece 10 15 kişilik bir ekip yapmasına rağmen inanılmaz büyük ve etkileyici bir dünyası var. İmkan versen adamlar neler neler yapar da şu hali bile piyasadaki çoğu rpg oyuna kafa tutar.

Çok severek oynadım ve ana hikayesini yaklaşık 100 saatte bitirdim. Şu an ilk ek paketine geçtim. bir tane daha var. Sanırım ek paketlerle 200 saate dayanacağız.

Komple her şey bittikten sonra inceleyeceğim. Ana oyun için konuşursak rahatlıkla 8/10 verebilirim. Ek paketler bakalım neler katacak, bunu daha sonra konuşacağız.

the batman

galahad
Riddler'ı da starbucks kahvesine koymazsın ya. Çok itici olmuş. Zaten filmin az çok ne olacağı da belli.

Fragman için konuşursak, nolan üçlemesine yaklaşma ihtimali zor olan film.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol