tiktok

biraz uzun oldu, o yüzden arkaya müzik de verelim.


eylül 2016'da çıkan çin menşeili sosyal medya. kendisiyile ilgili araştırıp, okuyup, haberleri takip edip, en sonunda da deneyen biri olarak sosyal medya denen araçların tartışmasız en iyisi. önce sosyal medya kavramının gelişimine değinip, neden tiktok'un bu işte en iyi olduğuna bakalım.

zuckerberg isimli şahıs facebook fikrini çalmadan önce de, bugünkü sosyal medya'ya benzer araçlar vardı. fb'nin bunlardan farklı yaptığı tek şey aslında, sınırsız fotoğraf koyabilme özelliğiydi. peki sadece bu kadar basit bir değişiklikle nasıl bugünkü yerine gelebildi?

sosyal medya dediğimiz şey aslında insanların birbirleriyle ve dünya ile etkileşim kurma çabasından ibaret. bu yüzden, iletişim teknolojisindeki gelişmeler ile her zaman elele ilerliyor. bu basit bir kural ile hangi sosyal medya şirketinin geçmişte neden tuttuğunu / tutmadığını ve gelecektekilerin başarısını az çok kestirebiliriz hatta.

bir kaç örnek verelim. yonja, hi5 vs. çıktığında "fotoğraf" insanların rahat kullanabildiği bir iletişim aracı değildi. o zamanlar yazışıyorduk; sms, msn, icq filan. herkesin kamerası yoktu telefonunda; varsa da 12*12 pixel filan çekiyordu. Facebook'un hızlı yükselişi, aslında iphone'un çıkışı ve kameralı telefonların yaygınlaşmasıyla denk düşmesinden. ve hatta, twitter'ın şansı da bu teknolojideki "geçiş" döneminde kurulmasından. ve yazmak her zaman kolay ve tercih edilir bir şey, tıpkı bu sözlük gibi.

biraz ilerleyince vine vardı, bumerang vardı misal. onların sıkıntısını tahmin edebiliyor musunuz? evet kamera var ve foto çekiliyor, ama ön kamera gibi bir kolaylık yok. ya da gene kötü kalite videolar, editing yetenekleri kısıtlı. vaktinden erken çıktığı için şu anda unutulmuş sosyal mecralara örnek bunlar. şu anda tiktok'un yaptığının biraz daha kötüsünü yapıyordu bu uygulamalar sadece halbuki.

aşağı yukarı bu zamandan itibaren facebook'un tekelleşmesi başlıyor zaten. instagram ve whatsapp'ı satın almasıyla birlikte batı dünyasındaki en fazla kullanıcıya sahip şirket oluyordu hatta. bu yüzden eğer şu anda "tutmuş" bir yenilik varsa bile, genellikle bu şirketin başının altından çıkmış oluyor. çünkü para.

ama batı dünyası dedim, çünkü dünyanın öteki yarısında işler hiç öyle değil. orada devlet eliyle bu tekelleşme destekleniyor, ve kendi kurdukları 3-4 milyar insanlık bir eko sistemleri var. wechat mesela dünyada facebook dışında en çok kullanıcısı olan mesajlaşma uygulaması, 1 küsür milyar ile. ya da hindistan'n şu anda nakit para kullanımı çok az ve bazıları devlet destekli, bazıları desteksiz bir çok çözümleri var takas için. takas yani bakınca bildiğin.

işte tiktok bu bölgelerde doğmuş ve parlamış bir uygulama. bu uygulamanın "içeriği" diye bir şey yok, tıpkı diğer sosyal medyalar gibi. ama bu adamların yaptıkları şey, sunum tekniğini mü-kem-mel hale getirmeleri.

uygulamaya giriyorsunuz, üye oldunuz. size bir tane soru soruyor: "ilgileriniz seçin". öyle yazmalı filan da değil, sadece tıklıyorsunuz. ve o andan itibaren sonsuza kadar kaydırmanızı engelleyen hiç bir şey yok. size video yükle bile demiyorlar, ne isterseniz onu yapıyorsunuz. başka konular mı görmek istediniz? iki tık. video mu yükleyeceksiniz? çekip, editleyip, ses efekti koyup atması 8-10 tık.

ve hiç reklam yok. sıfır.

işte sıkıntının başladığı nokta da bu. social dilemma'yı izlemeyenler varsa, bu sosyal medyaların en büyük derdi nasıl para kazanılacağı. facebook'un bir başka "dehası" da reklam göstermek. öncesinde zuk amcamız "eheh aylık ücret olsun" gibi sığ, paragöz ve vizyonsuz bir yaklaşımdayken şirketin strateji danışmanı öneriyor reklamları. daha sonra baktılar çok para var, ayrım yapmadan her türlü reklamı almaya başlıyorlar. daha sonra sana hangi reklamları göstereceklerini öğrenmek için bilgilerini çalmaya başlıyorlar. daha sonra, senin daha fazla reklam görmen ama kullanmayı bırakmaman için ne yapabiliriz onu araştırıyorlar. en son geldiğimiz noktada, "biden seçilirse aylık kullanıcı sayımız düşer" diye trump'ı seçtirtmeye çalışıyorlar.

asıl konumuz tiktok, ama iki farklı yaklaşımı görün istedim. tiktok nasıl para kazanıyor? uygulama içinde "coin" satıyor. bunların gerçek hayatta hiç bir denkliği yok, internet puanı sadece. ve tabi ki şu anda ne kadar kazanıyorlar, ne yaptılar belli değil ve sadece aldıkları yatırımlar ve şirketin satılma parası ile dönüyor.

pekiiii kapitalizm 101: bir şirket zararına iş yapar mı? yapmaz. bu yüzden de adamlar bulabildikleri (büyük harf) bütün verileri (büyük haf) topluyor sizden. yukarıda fb'nin yaptığını söylediklerim zaten, bunlar da yapıyorlar onları. bu topladıklarını da çin hükümetine satıyorlar. olay bu.

sistem inanılmaz başarılı dediğim gibi. tiktok uygulaması gerçekten "sosyal medya" kavramının en iyisi. kendini saatlerce izletiyor, paylaştırıyor, hiç reklam göstermiyor ve verileri otoriter bir rejime satıyor.

alan memnun, satan memnun, veren habersiz, harika bir sistem.

eh şimdi haberimiz var, yani napalım bırakalım mı? cık. gene çok basit bir bakış açısı var insanların önerdiği. bütün bunlar birer "araç", tıpkı çekiç filan gibi. ama ben "beni kullan git resim as" diye notification gönderen bir çekiç görmedim.

siz istediğiniz zaman kullandığınızdan emin olduğunuz sürece sıkıntı yok. aman zuk'a uymayın.


ama şunlara da uymayalım.


o değil de, kuzey kore'de StarCon isimli bir sosyal medya başlattıklarını biliyor muydunuz? bu sosyal medyanın akıbeti belli değil, yıllardır haber alınamıyor ahasfasf.

narcos mexico

İptal edildi diye kuşkularım vardı ama üçüncü sezonun geleceği, paylaşılan teaser eşliğinde doğrulandı. Muhtemelen ocak 2021 gibi başlayacaktır. Yine sabırsızlıkla bekliyoruz.

wuhan virüsü

Bizim dükkanda çalışan abi var. Bir iki hafta önce pozitif mi ne çıkmış. Karantinaya sokturdular. Bugün karantina süreci bitmiş. Sordum; ne yaptılar bu süreçte, ne yedin ne içtin.

Dediği şey şu, heralde kendini iyi hissetmediği için hastaneye kendisi gitmiş. Sonra şakkadanak pozitif çıkmış. Hastanede kalması gerekiyor mantık olarak ama eve yollamışlar. Tedavi olarak günde 17 tane hap aldığını söyledi. Yarım saat aralarla bu hapları gömmüş... şu an ben onun yalancısıyım. Gerçek mi değil mi bilemiyorum. Ama eğer doğruysa, bir günde bu kadar hapı içmek ileriye dönük problem yaratmaz mı ? Bence kesin olur. Sadece 1 tane ilaç kullanırken bile ben yan etkilerini hissediyorum. Zaten düzenli olarak kullandığım anksiyete ilacım var.

Sonuç olarak böyle bir süreç olduğunu söyledi. Şu an turp gibiyim ehehe diye de ekledi.

wuhan virüsü

"çember daralıyor" filan gibi abidik gubidik pornolar eskidi artık.. çete'nin yeni korku mottosu

"salgın kontrolden çıktı"

bu hafta bunu epey duyacağız.

yapmanız gerekeni anlatayım

boş bir a4 kağıt alıyorsun.. üzerine adını yazıp yanına pcr pozitif diyorsun.. bu kadar.. normal pcr pozitif dediğin şey bundan daha az keyfi değil zaten.

öksürmen filan gerekmiyor.. turp gibi olabilirsin.. hiç sorun değil.. asemptomatik akciğer virüsün var.. öyle uydurdu çete..

evet .. pcr pozitif oldun mu? oldun.


şimdi tedaviye geçiyoruz..

beton zeminli, karanlık, kuytu bir oda buluyorsun. güneş görmen tedaviyi olumsuz etkileyebilir.

16 tane favipiravir alıyorsun, bir de kendine karından clexane vuruyorsun.. çünkü gazete küpürü tıbbına göre bu milyon semptomlu hastalığın öyle bir şeyi varmış.. pıhtı atıyormuş.. yok öyle eli yüzü düzgün bir çalışma, alasın bakasın nedir kontrol grupları, nedir kriterler filan değerlendirebilesin gerçekten var mı böyle bir durum diye..

gazete küpürleri var sadece.. ve o gazete küpürlerine göre clexane alman şart..

ve kendini yatağa bağlıyorsun.. şakam yok bak.. ne söylediysem o.. kendini yatağa bağlıyorsun.. kalkmak yok. idrar ihtiyacı için sonda takılabilir. denk gelirse artık.

ve olmazsa olmazımız maske.. ağzına burnuna da maskeyi takıyorsun.. o maske 7/24 çıkmayacak. oksijen almaman çok önemli.

odaya bir tane 250 ml su koyacaksın ama yatağa bağlı olduğun için onu da alman mümkün olmayacak.. içilmeyecek o su.. dekor o ..

bir tane hemşire gelip seni kontrol edicek. su ihtiyacın olduğunu düşünürse sana bir serum takıp siktir olup gidecek.. dediğim gibi suyu içmek yok.. suyu napcaksın.. balık mısın sen?

bu mucizevi tedavi ile 24 saat içinde kalp krizi veya beyin kanaması falan geçirip ölürsen koronadan ölmüş olacaksın.. ölmez de sağ kalırsan da sana "koronayı yendi" madalyası vericez.

şakam yok.. şaka sevmem..

bul.io

online eğitim ve danışmanlık yaparak para kazanabileceğiniz platform. kişisel yetenek ve bilgilerinizi paylaşarak kazanç elde edebiliyorsunuz. pandemi sürecinde home-office çalışanlar ek gelir kapısı.

wuhan virüsü

türkiye'ye iltimas gosteren virüs.

düşün ki 85 milyon insan yasiyor bu ulkede ama gunluk vaka sayisi 2000 lerde ve her gun bu sekilde. can kaybi sayisi 70/80 bandinda ama her gun bu sekilde. demek ki virüs yoruluyorsa artik, 2000 kisiye bulastiktan sonra dinlenmeye cekiliyor.

666

özel hastanelere 666 tl

"Pandemi ile birlikte Covid-19'lu hastalardan ilave ücret almak yasaklandı. Ancak bir hasta için kullanılan günlük koruyucu ekipman maliyeti bile günlük 500 TL civarındadır. Özel hastaneler bir süre ilave ücret de almadan gecelik 33 TL ye hizmet verdiler. Daha sonra SGK pandemi bakım ücreti tanımlayıp 666 TL ödeme yapmaya başladı."

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53839910


33 teğleymiş, 666 teğleymiş...

süper mega tarikatçılarımız bas bas bağırıyorlar biz iblisin orospusu olduk diye..

biliyorum hala bazı mallar var, "onların alnı secde görüyor" filan gibi salak salak laflarla bu müslüman görünümlü satanistlerin götüne takılıyorlar. gerçi menfaatleri olmasa etmezler bu lafları da geçelim şimdi o işleri..

önemli olan secde değil, kime secde ettiğin..

türk medyası

satılmış, orospu, karaktersiz sürüsü

"Çocukları uzun süre maskeyle tutmak pek kolay değil. Pandemi süresince maske kullanımı elbette çocuklarımız için de geçerli, onlar da koronavirüsten maskeyle korunacaklar. Pandemide hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı çocuklara mutlaka anlatılmalı. Peki çocuklar maskeye nasıl alışacak?"

https://www.haberturk.com/cocugunuz-maskeye-alisti-mi-2700397


çocuklar maskeye alışmışmıymışş..


allah belanızı versin sizin, haysiyetsiz köpekler..

ay

ay'da su bulunması üzerine belirttiğim gibi, bugün biraz ay hakkındaki çok acayip bilgilerden ve tesadüflerden bahsedelim. ay derken, bizim gezegenimiz dünya'nın uydusu olan ay konumuz. yoksa güneş sisteminde 200'den fazla ay varmış. saçma bir not, özel isimleri ayırdıkça çok kopuyor yazı; yüzden bu seferlik o kuralı es geçiyorum okuma kolaylığı için. şarkıyı verelim...


ayın her zaman aynı yüzünü görmemiz
milyarlarca yıldır ay'ın gördüğümüz yüzü değişmiyor. bunun sebebi, ayın kendi çevresinde ve dünyanın çevresinde dönme hızının birebir aynı, 27.3 gün olması. bakın sıfır oynama diyorum, hiç oynamıyor.

ayın şekli ve yapısı
3,475 çapında olan ay, dünyanın yaklaşık 1/4'ü ve bu oran güneş sistemindeki en küçük oran. bu yüzden dünyamızı çok etkiliyor ve bilim adamlarına göre dünyada hayat olabilmesinin sebebi. mineral ve katman yapısı da dünyaya çok benziyormuş; ki bu da bizi sonraki bilgiye getiriyor.

ay nasıl oluştu?
şu anda en yaygın görüş, dünya daha sıcakken bir astroid çarpması sonucunda kopup yerleşmiş bir parça olduğu yönünde. zaman olarak da güneş sistemi oluştuktan 95 milyon yıl kadar sonra; artı-eksi 32 milyon yıl (ahah bak gene akıl almaz..).

ay yüzeyinin özellikleri
ayın içi ve çekirdeği hep spekülasyon, ama yüzeyindeki maddelerin ağırlıklara göre dağılımını hesaplamışlar. %43 oksijen, %20 silikon, %19 magnezyum, %10 demir en çok bulunanlar. bi dakka lan, oksijen mi? ağırlık olarak 43% hem de? neyse, geçenlerde su da buldular ay yüzeyinde onu da biliyoruz.

ayın yörüngesi
ay bize ortalama 384.400 km bir mesafede dönüyormuş. en yakın ile en uzak olduğu mesafe arasında 40 bin kilometre var yaklaşık, ve saate 3.680 km hızla dönüyor.

medcezir etkisi
ayın yerçekimi, dünyanın denizlerini etkileyebilecek kadar olduğundan bizim medcezir dediğimiz etki ortaya çıkıyor. olay da şuymuş; dünyanın ay'a daha yakın olan kısımlarındaki sular ayın yerçekimi ile yükseliyor, uzak tarafta ise eylemsizlik yüzünden yükseliyor. aralarda da (?) su seviyesi düşüyor.
bu olay dünyanın pek çok koyunda günde 2 kere, kalanlarının çoğunda da günde 1 kere gerçekleşiyor. "e ama günde bir kere nasıl olabilir ki bu anlatılan şekilde?" dediğiniz duyar gibiyim - bunun miktarları, zamanları ise sadece aya değil dünyanın dönüşüne filan bir ton başka şeye bağlıymış.

ayın dünyayı yavaşlatması
bu uydumuz aynı zamanda dünyamızı yavaşlatıyormuş. hem de her yüzyılda yaklaşık 2.3 milisaniye. bak gene ya...

tutulmalar
hah işe şimdi en ilginç konulardan birine geldik. ay ve güneş tutulmalarını ayrı ayrı yazıyorum. öncelikle, ay tutulması, dünyanın güneş ile ay arasına girmesi ile oluyor. bu çeşit ay tutulması sadece dolunayda olabiliyormuş. bunun niyesini anlamadım açıkçası. neyse, çizim atıyorum:


çizim ölçekli değil; güneş çok daha büyük aslında, mesafeler daha uzun filan. bu rada bu neden sadece dolunayda oluyor anlayamadım hala.

güneş tutulmasına gelirsek. o da şöyle oluyor, ay bu sefer güneş ile dünya arasına giriyor. ayın gölgesi çok ufak olduğu için, net görülebildiği bölgeler çok az. hemen çizelim gene.

çizdim diğerinden daha da zor geldi biliyorum; açıklaması şu arkadaşlar. güneş bizden ayın olduğundan tam 400 kat daha uzak, ama aynı zamanda tam olarak 400 kat daha büyük olduğu için böyle bir olay gerçekleşebiliyor.
ama yukarıda net görülebildiği bölgeler çok az demiştim di mi? halbuki oranlar bu kadar net ve milimetrik ise bu çocukların günahı neydi gökyüzü kararmamış bile?
[youtube]https://youtu.be/ub6cT-3kON0?t=86[/youtube]

ayın parlaklığı
ayın kendi ışığı yok ve tamamen güneş ışıklarını yansıtıyor. ayın yüzeyinin yansıtma gücü yaklaşık olarak eskimiş asfalt kadarmış (ahsfh sinirlerim bozuldu). eskimiş asfalt bize bu kadar parlak bir ışık nasıl veriyor emin değilim, ama yüzey yapısında vardır eminim bir şeyler.

evvett bu kafa karıştırıcı yolculuğumuz sonucunda elde ettiğimiz bilgiler:
- yörüngesinde ve kendi çevresinde dönüş hızı tamamen aynı.
- 3.9 milyar artı eksi 32 milyon yıl önce oluştu.
- yüzeyinin neredeyse yarısı oksijen.
- dünyadaki denizleri çekebilecek bir yerçekimi kuvveti var ama daha fazlası değil
- dünyayı yavaşlatıyor.
- ufacık boyu ve yörüngesine rağmen güneş ve ay tutulmaları yapabiliyor. uzaklıkları ile oranları, gene, birebir aynı olduğundan.
- eskimiş asfalt kadar yansıtıcı ama tüm gecemizi aydınlatıyor.

şimdi robin'in sözü daha anlamlı hale geliyor değil mi; "Ayın var olamayacağını açıklamak, varlığını açıklamadan çok daha kolay gözüküyor".

şu kadar yazıp "bütün bunlar tesadüf olabilir mi!!11!" diye bitirmeyeceğim, ama uzay dedikleri bu uçuk sayılar dünyasındaki tesadüflerin çok ufak bir kısmı bunlar.

bol araştırmalı öğrenmeli günler diliyorum. çıkış şarkısı...


kaynak: https://www.space.com/55-earths-moon-formation-composition-and-orbit.html

korona manyaklıkları

bu vürrüse karşı alınan önlemler kısmında artık sıkıcı bir distopyaya dönüşen manyaklıklardır.

kaliforniya eyaleti toplum sağlığı departmanı, yaklaşan tatiller ve kutlamalar hakkında önlemler listesi yayınlamış. aynı anda en fazla 3 aile buluşabiliyorsunuz, en fazla iki saat, maske her an zorunlu, içeride tuvalete gidemiyorsunuz, tek kullanımlık ve tek kişilik kaplarda yemek servisi gibi biraz tutarlı şeyler var nispeten. son madde ama efsane:

şarkı söylemek, slogan atmak ve bağırmak
"bu aktiviteler veya fiziksel yorgunluk virüsün bulaşma ihtimalini çok arttırıyor çünkü havaya damlacıkların yayılmasını arttırıyor. eğer böyle bir durumla karşılaşırsanız..."

diye başlayıp, verdikleri abzürt tavsiyeler şunlar: şarkı söylerken ya da bağırırken maske takacaksınız. şarkı söyleme sesiniz mümkünse konuşma sesi veya daha alçak olacak. nefesli enstürmanlar özellikle tasvip edilmiyor.

aahahshjda sizi bilmem ama bu bana biraz abartı geldi. aşağıda kaliforniya vaka sayıları var:


evet bence de bu eyaletin bu yasakları uygulamasının tam vakti. en yüksek vaka sayılarının yarısındayken.

bu arada şöyle bir gerçek var, kaliforniya tam bir solcu ve liberal cenneti. adamlar her türlü social justice warrior'luk, başkalarına adına alınma ve sosyal medya üzerinden post atarak dünyayı kurtarmanın baş kenti. yani bu adamlar bu yasaklara uyar, hatta kendi kendine bahçesinde şarkı söyleyen insanların uzaktan videosunu çekip tiktok'a koyar.

bu tepemizdekilere 1 verirseniz 3 daha tırtıklarlar, 5 daha isterler. önlem almayalım, ortada tehlikeli bir şey yok demiyorum, ama feragat ettiğimiz her özgürlüğümüz için:
- buna değer mi?
- pire için yorgan mı yakıyoruz?
diye sormamız gerekli.

yoksa bizi bu virüs değil, "bizi korumak adına" ses çıkartmadan kuruluşunu izlediğimiz hapis hayatı öldürecek.

https://www.rollcall.com/2020/08/05/pandemics-effect-on-already-rising-suicide-rates-heightens-worry/



turkcell superonline fiber internet

eski kalitesinden eser yok. modem wi-fi da sikinti cikartiyor, cep telefonunda uygulamalar aciliyor ancak bir sonraki adimda internet baglantisi sebebi ile hata veriyor, oysa hucresel de bu tur bir hata vermiyor. call center i ariyorum sinyal guncellemesi yapiyorlar, ya modem ile alakali diyorum anlamiyorlar. nihayet bugun anlayan bir arkadasla gorustum, o da ariza kaydi icin sisteme ulasamadi, bizzat kendi iclerindeki sistem calismiyor. olmuyor bu sekilde olmuyor.