açlıktan ölmek

her yıl 5-10 milyon arası insanın ölme nedeni... ayrıca an itibariyle 850 milyon insanı tehdit eden durum. dünya üzerindeki silahlanma için harcanan günlük paranın bir yıl boyunca bu insanları doyurabileceğini düşünürseniz, acıklı da bir durum.

confide

bir mesajlasma uygulamasi. mesajlar bir uctan diger uca sifreli. ustune tikladiginiz satiri okuyabiliyorsunuz sadece. mesajlar okunduktan sonra kalici olarak siliniyor, bu yuzden de hafizada sadece uygulama boyutu kadar yer kapliyor, o da 9.8 mb. whatsapp'e yeni gelen belge gonderme olayi falan da var. ekran goruntusu almaya karsi korumali diyor ama ben denedim ve oldu. tavsiye edilir.

hıncal uluç

her zaman antipatik olmayı başarabilen bir insan. hedeflediği şey de bu olsa gerek. bir ölümün ardından sıcağı sıcağına böyle yorumlar yapabilmek, insanlıktan ne oranda nasiplendiğini de görmemizi sağlıyor.

durup dururken

durup dururken icimde bir $eyler kopup tikiyor bogazimi,
durup dururken sicrayip kalkiyorum yarida birakip yazimi,
durup dururken ruya goruyorum bir otelde,holde, ayakta,
durup dururken carpiyor alnima kaldirimdaki agac,
durup dururken bir kurt uluyor aya kar$ı bahtsiz,ofkeli,ac..
durup dururken yildizlar inip sallaniyor bir bahcede,
salincakta,
durup dururken mezardaki halim geciyor aklimdan,
durup dururken kafamda bir guneşli duman,
durup dururken hic bitmeyecekmi$ gibi baglaniyorum ba$ladigim gune..
ve her seferinde sen cikiyorsun suyun yuzune...

(bkz:nazım hikmet ran)

my own summer

enfes bir deftones parcasi.
sozleri de ,

hey you, big star, tell me when it’s over
hey you, big mood, guide me to shelter
cause i m through when the two hits the six and it’s summer
cloud
come (shove it)
shove (shove it)
the sun (shove it)
aside (shove it aside)
i think god is moving it’s tongue
there’s no crowd in the streets
and no sun in my own summer
the shade is a tool, a device, a savior
see, i try and look up to the sky
but my eyes burn
come (shove it)
shove (shove it)
the sun (shove it)
aside (shove it aside)

nokia 1600

genel network gsm 900 / gsm 1800
duyurulma 2005, haziran
çikis tarihi satılıyor

ölçüler boyutlari 104 x 45 x 17 mm
agirlik 85 g

ekran tip cstn, 65k renk
ölçüler 96 x 68 piksel


zil tipi tip
adet
uyarlama besteleyici,
titreşim evet


hafıza telefon defterı 200 giriş
arama kaydı 10 aranan, 10 alınan çağrı, 10 başarısız arama
kart slotu hayır


data(veri) gprs hayır
hscsd hayır
edge hayır
3g hayır
wlan hayır
bluetooth hayır
kızılötesi portu hayır
usb

özellikler mesajlasma sms, anında mesajlaşma
tarayıcı
saat
alarm
oyunlar 3 - snake xenzia, dice, cricket cup
renk xpress-on covers
diller most major european ve asian
kamera hayır


batarya standart batarya, li-ion (bl-5c) 900 mah
bekleme süresi en fazla 450 saat
konuşma süresi en fazla 5 h 30 dakika

outlander

bu isimde bir de dizi var, yanlisim yoksa 2014 cikisli bir dizi. imdb puani 8.8 olmasina ragmen diziyi 1. sezon 8. bolumde sonlandirmislar.

http://www.imdb.com/title/tt3006802/

unbreakable

m. night shyamalan´in buyuk is yapan sixth sense filminden sonraki yeni yapimi unbreakable. basrolde yine bruce willis oynuyor. sevgili hintli yonetmenin bir hayli kendine has bir tarzi var. oldukca sindire sindire sizi meraklandiran ama heyecanlandirmayan bir anlatim tarzina sahip. bu acidan unbreakable kesinlikle, anlatim dili acisindan en azindan, sixth sense´den farkli degil. kendinizi kesinlikle eyes wide shut temposunda heyecansiz bir gerilime hazirlayip sinemaya gidin.

bu filmden tam randiman alabilmeniz icin cizgi roman kulturu ile hayatinizin herhangi bir doneminde bir sekilde temasda bulunmus olmaniz sart. yoksa filmin ne konusu ne de gercekten guzel sonu sizde hic bir efekt uyandirmayacagi gibi, ne bu cocuk filmi der filmden kufrederek cikarsiniz. samuel l. jackson bu filmde mr. glass isimli esrarengiz obi wan kenobi tarzi bir karakteri canlandiriyor. camdan bir bastonu var ve kemikleri o kadar narin ki, en ufak darbede adam dagilabiliyor. hayati hastahanelerde ve yatakta gecmis. bu durumda kucuk yasta kesfettigi cizgi romanlar onun en yakin arkadasi olmus. ileriki yaslarda bu kitaplar o kadar etkisini gostermis ki, hayata cizgi roman gozuyle bakmaya baslamis. iste tam bu sirada bruce willis’in oynadigi koruma gorevlisi esrarengiz bir sekilde herkesin oldugu bir tren kazasindan cizik almadan kurtuluyor. mr. glass kendi kendine ’iste aradigim superkahraman bu’ diyor ve willis’in beynini yikamaya calisiyor. kisa sure icerisinde seyirci willis’in hayati boyunca hastalanmadigini ve inanilmaz dayanikli oldugunu ogreniyor.

filmin en kilit konusu, ki birden fazla konusu olan karanlik ve kasvetli bir film, willis gercekten super guclere sahip midir degil midir? ozellikle kucuk cocugu o kadar bu olaylardan etkilenir ki, filmin en kilit sahnesinde mutfak masasi uzerindeki silahi kapar ve babasina dogrultur. eger vuruldugunda willis olmezse, cocuga gore babasi super kahramandir.

filmin genel cercevesi su 3 sorunun cevabini aramakla geciyor. bruce bir superman midir? bruce superman ise kryptonite’i nedir (yani zayif noktasi)? ve en can alici soru, bas dusmani kimdir? filmi bitirdiginizde bu 3 sorunun da gayet tatmin edici cevaplarini bulacaksiniz. film her ne kadar cok ciddi ve karanlik yapilmissa da icinizdeki 12 yasindaki cocuga hitap edecek bir film, uyarmadi demeyin. bunun yaninda bir x-men, batman gibi bariz cizgi roman filmi degil, daha cok hitchock batman’i cekseydi nasil olurdu tarzi bir film. kesinlikle sixth sense’den film olarak kat ve kat cesur ve guzel bir film ama dedigim gibi ayni tarz anlatim soz konusu o yuzden yorgun bir gecenizde seyretmeyin misil misil uyursunuz.