madrid

ispanya’nın başkenti ve madrid ilinin yönetim merkezidir. iber yarımadası’nın orta kesiminde yer alır.

zengin tarihi mirasının yanısıra canlı bir kültür ve sanat merkezi olarak da önem taşır. gelişmesi ve ülke ekonomisinde ağırlıklı bir rol kazanması yakın tarihe rastlar. metropolitan alanın yüzölçümü 1020 km² olup nüfusu 3 milyonu aşkındır.

avrupa’nın en yüksek başkentlerinden biri olan madrid, orta plato’nun dalgalı bir platosunda 635 m yükseklikte yer alır. yüksek konumu ve hava kütlelerinin etkisine açık olması sebebiyle ani sıcaklık değişiklikleri sık görülür. yaz ayları boğucu olup sıcaklık bazan 38°c’ye kadar ulaşır. yıllık ortalama sıcaklık 5-24°c arasında değişir.

madrid’in idari hizmetleri, bankacılık ve sigortacılığa dayanan ekonomisine, ulaşım ağının merkezi olması ve turizmden kaynaklanan gelirler de önemli katkıda bulunur. ikinci dünya savaşından sonra sanayi gelişmiş, imalat sektörünün de ağırlığı artmıştır. başlıca sanayi mamulleri arasında, demiryolu gereçleri ve traktör yapımı, dönüştürme metalurjisi, elektrikli gereçler yapımı, besin sanayii, tekstil, kimya, plastik maddeleri işleme, optik eşya, otomobil ve kamyon motoru yer alır.

manzanares irmağına bakan kayalık bir çıkıntı üzerinde kurulu alhazar’ın çevresinde gelişen şehirden 932 tarihli kayıtlarda majerit adıyla bahsedilir. alhazar’ın 1466’daki depremde yıkılmasından sonra inşa edilen ortaçağ kraliyet sarayı, şehrin gelişmesine yeni bir hız kazandırdı. 1561’de kral ii. felipe ispanya’nın merkezinde olduğu için şehri başkent yapmayı uygun buldu. 1759-1788 arasındaki iii. carlos döneminde geniş cadde ve meydanların açılmasıyla planlı bir gelişme başladı. napoleon savaşları (1800-1815) sırasında fransız işgali altına giren madrid, joseph bonaparte’in tahta geçmesinden sonra başlayan milli ayaklanmada öncü bir rol oynadı. on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında şehre modern bir görünüm kazandıran planlı bir yapılaşma başladı. ispanya iç savaşı (1936-1939) sırasında ağır bombardımanlara maruz kalan madrid büyük bir yıkıma uğradı. ancak bundan sonra geniş çaplı bir onarım dönemi başladı. şehrin gelişmesi zamanla çevredeki banliyöleri de içine aldı. 1960’lardaki değişimlerde tarihi mirasa ağır darbeler indirilmekle beraber, sonraki yıllarda tarihi yapıları koruma tedbirleri alındı.

daha once ispanya'da katalan bolgesinin barselona'sini ve kanarya adalari'nin tenerife'sini ziyaret etmistim, ilk kez bu guzel sehre dun geldim.

tapas'i burada ispanya'nin her yoresinden yiyebileceginiz bu sehirde, ben nazicazene sevdikcekle gezdigim barselona'yi yad ediyorum.
Turist olarak hem burayı hem Barcelona'yı ziyaret eden kişilerin genelde birkaç gün gezip, Barcelona-Istanbul ve Madrid-Ankara benzetmelerini yaptığı şehir. Bu arkadaşlar genellikle yazın uğrarlar bu iki şehre ve 2-3 gün harcarlar.

Ancak bilinmelidir ki doğru benzetme Barcelona-İzmir ve Madrid-İstanbul'dur. Madrid yaz-kış 7/24 canlıdır, gece hayatı Barcelona'yı tokatlar. Şehir merkezinde İstanbul'da yaşadığınız keşmekeşe maruz kalabilir ve zenci satıcılarla pazarlık edebilirsiniz. Ha turistik amaçlı geldiyseniz Madrid'de hayatınızı değiştirecek bir şey göremezsiniz, ancak yaşamaya geliyorsanız kesinlikle mükemmel bir yerdir. Tatile ya da emekliliğinizi geçirmeye ispanya'ya geliyorsanız yallah Barcelona'ya.

Ha bir de şehir merkezinde büyük ihtimalle Bulgaristan'dan göç etmiş ve Türkçe konuşan bir dilenci sülale vardır. Bu arkadaşlar sabahın 6'sında puerta del sol'de toplanıp şehre dağılırlar. eğer Türkçe konuştuğunuzu duyarlarsa abdul kader keita'dan çalım yemiş roberto carlos gibi size yapışırlar dikkat edin.

Not: ve hiçbir yer Ankara'ya benzemez, çünkü Ankara'da i. melih gökçek var.