hasan ali toptaş

bugün ikinci kez üniversitemize (anadolu üniv.) konferans vermek üzere gelmiş bir yazar. henüz hiç bir romanını okumamakla birlikte bu konferanslardan anladığım kadarıyla okunması gereken bir yazar. ...
ayrıca çok da şanssız bir insanmış. eserlerinin yayımlandığı ya da yayımlamak için söz verdiği ilk 4 yayınevi veya dergi batmış...ancak yazarımız pes etmemiş ve "gölgesizler" adlı romanıyla yunus nadi roman ödülünü kazanmıştır
kazandığı bütün ödüllere, çeşitli dillere çevrilen eserlerine, onur konuğu olduğu pek çok edebiyat etkinliğine rağmen; kaleminin gücüne iltifat ettiğinizde,hala büyük bir mahçubiyetle yanıt veren yazar.
piyasada bulunan 7-8 kitabının hepsi rahatlıkla okunabilir, derinden derine iyi işler çıkartmaktadır zira.
geçenlerde hayatı üzerine yapılmış bir belgeselde izledim kendisini. aslında ilk kitabı, tahayyül çemberi adlı bir hikayeler serisiymiş, hasan ali toptaş’ın. ortaokul zamanında yazmaya başladığı bu kitap için bir de gene ortaokuldan sınıf arkadaşını dahi ayarlamış (maalesef vefat etmiş bu arkadaşı) resimler için fakat nedense bir şekilde yarıda kalıvermiş.

bir de aynalı diye bir lâkabı varmış çocukluk zamanlarında. kendi anlattığına göre; ilkokul zamanlarında, kafasının arkasında bir yara çıkmış toptaş’ın ve o bölgedeki saçları dökülünce açıkta kalmış orası (sanırım saçkıran olmuş). güneş vurduğu zaman, ışığın oraya çarpıp başka yerlere yansıdığını, insanların gözlerini kamaştıracağını zannedermiş çocukluk aklıyla. gel zaman git zaman, bir gün sokakta karşılaştığı patavatsız bir arkadaşı, "aynalı naber(?)" diye sorayazınca, -gene kendi anlattığına göre- "sadece o sokaktakiler duymadı onun söylediğini orada, kasaba duydu, şehir duydu, bütün dünya duydu gibime geldi" diye anlatması var bunu. hakikaten de o andan sonra, tüm kasabada "aynalı aşağı", "aynalı yukarı" diye çağırmaya başlamışlar toptaş’ı bir müddet.

bir de kitaplarını el yazısıyla yazıyor hasan ali toptaş (oldukça düzgün de bir yazısı var);

"ilk önce ilk cümleyi kuruyorum... sonra onun verdiği cesaretle ikinci cümleyi... sonra birinci ve ikinci cümle, üçüncü cümleyi getiriyor peşleri sıra... ve böyle devam ediyor kitap yazmam"

şeklinde bir tanım yapmış bunun üzerine.